
Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü, Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği’nin TİGEM Sosyal Tesislerindeki yemeğine katıldı. 50 ilden gelen birlik başkanlarının da hazır bulunduğu yemekte, üreticilerin sorunlarını da dinleyen Bakan Güçlü, bu sektörün problemlerinin önemini bildiklerini, bu hükümetin tarım ile ilgilenen en kararlı hükümet olduğunu ve en çok geliştirmek istedikleri sektörün ise hayvancılık sektörü olduğunu ve hayvan kaçakçılığıyla da mücadele ettiklerini belitti. Bunun iktisadi bir olay olduğunu kaydeden Güçlü, ”İktisadi olayların emredici kurallarla yerine getirilmesi imkansızdır. Eğer çok otoriter bir devlet değilseniz, demokratikseniz, piyasa ekonomisi işliyorsa, o zaman ister istemez piyasa kurallarını da dikkate almak zorundasınız. Aksi halde o piyasa mekanizmasını kaldırırsınız, fiyatı belirlersiniz, bu fiyata alınıp satılacak dersiniz. Biliyorsunuz bunu yapmak otoriter devletlerde bile mümkün değildir” dedi.
2013 yılında AB ülkelerinde satılan standartta, tüketilen miktarda, hijyen şartlarında, kâr eden işletmeler oluşturmak zorunda olduklarını, aksi halde bu sektörün bugün olduğu gibi yarında yaşayamayacağını belirten Güçlü, “Bu ülkenin nüfusu 70 milyondur, 15 sene sonra 80 milyondur. Dolayısıyla biz bunu başka ülkelerden alarak, toplumumuzun temel beslenmesini ithalata bağlayamayız” şeklinde konuştu.
Sektörün gelişmesi için kamuda bu konu ile ilgili herkesi ikna etmeleri gerektiğini, gerekirse Devlet Planlama Teşkilatı, Hazine Müsteşarlığı ve Dış Ticaret Müsteşarlığı uzmanlarını çağırarak bir araya gelinmesini, son olarak da gelinen noktada ilgili bakanlarla bir araya gelinerek görüşülmesinin doğru olacağını söyleyen Bakan Güçlü, “Bu konuda hepimiz üzerimize düşen görevi yerine getirmeliyiz. Bir araya gelerek birbirimize kısa vadede sonuç alıcı telkinlerde bulunarak işin bir gösteri ve dışa dönük mücadelesi şu anda gerekmez. Şu anda sağduyu, ikna edici bir yöntem ve sonuç alıcı bir şey yapılmalıdır. Yani iktisadi hadise içerisinde bu hükümetin şuanda fiyat belirleme politikası olmadığına göre bu konuda kamuoyunu ikna edici bir tutum içerisine girmeliyiz. İnsanları ikna etmeliyiz. Bu iknanın içerisinde iktidar partisi, muhalefet partisi, basın vb unsurlar olabilir” şeklinde ifade etti.