TİGEM arazilerinin ihalesi iptal edilmeli

Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mehmet Sedat Güngör, TİGEM ihalelerine kendilerinin de katıldığını ancak damızlık hayvan ithalatı yasak olduğu için yüksek teklif vermediklerini belirterek, 'Teklifleri yükseltenlere ithalat sözü verildiyse, bu ihaleler iptal olmak zorunda. Çünkü eşit şartlarda yarışmadık' diyor.

Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mehmet Sedat Güngör, TİGEM ihalelerine kendilerinin de katıldığını ancak damızlık hayvan ithalatı yasak olduğu için yüksek teklif vermediklerini belirterek, 'Teklifleri yükseltenlere ithalat sözü verildiyse, bu ihaleler iptal olmak zorunda. Çünkü eşit şartlarda yarışmadık' diyor.

 

Türkiye'deki hayvan sayısı ile süt üretiminin yeterli ve kaliteli seviyede olduğunu belirten Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği (DTSYMB)Başkanı Mehmet Sedat Güngör, sanayicilerin ithalat ısrarını anlayamadığını belirtti.

Bir süredir gündemi meşgul eden hayvan ithalatı konusunun taraflarından DTSYMB Başkanı Gündüz, Referans Tarım'ın sorularını yanıtladı. Sanayicilerin TİGEM arazisi için ihaleye hayvan ithalatının yapılmadığını bilerek girdiğini söyleyen Güngör, "İthalatın açılacağı bilgisi ile ihaleye girip, teklifleri yükselttilerse bu ihalenin iptal edilmesi gerekiyor" dedi. Uygulamanın Türkiye için sağlık açısından da olumsuz sonuçlar doğurabileceğine işaret eden Güngör, "Tarım bakanının kendisi de veteriner. BSE'nin (deli dana hastalığı) ne demek olduğunu biliyor. Bu yüzden böyle bir kararın altına imzasını atacağını düşünmüyoruz. Eğer niyeti olsaydı çoktan ithalat başlardı" dedi.

Süt yetersizliği nedeniyle ithalat istendiğine görüşüne de değinen Güngör, Türkiye'de 11 milyon ton üretim olduğunu sanayicinin ihtiyacının ise 3.5 milyon ton olduğunu söyledi.

Sanayicinin süt fiyatını istediği zaman aşağı çekebildiğini savunan Güngör, "SEK'in özelleştirilip, devreden çıkarılması bizi sanayiciyle karşı karşıya getirdi. Piyasaya bir regüle kurumu gerekiyor" dedi.

Türkiye'nin sağlıklı bir hayvan envanteri var mı?

Türkiye'de 9 milyon 800 bin hayvanın olduğu söyleniyor. Ben kendi kayıtlarımızla ilgili bilgilerin doğruluğu konusunda garanti verebilirim ama diğerleri konusunda sadece Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) vermiş olduğu rakamları söyleyebilirim. Bizim soy kütüğü dediğimiz bir sistemimiz var. 5 başın üzerinde hayvana sahip işletmeler birliğimize üye. 60 binin üzerinde üyemiz var ve 1.5 milyona yakın da hayvan var. Bunun dışında beş başın altında bize üye olmayan işletmelerle ilgili de bazı kayıtlarımız var.

Gelecekte bize üye olabilirler düşüncesiyle, suni tohumlama yaptırıyorlarsa bunların kayıtlarını tutuyoruz ama daha önce de söylediğim gibi soy kütüğü çalışmalarını bunlarda yapmıyoruz. Ayrıca bu kayıtları isterlerse bakanlıkla paylaşıyoruz.

Ülkede yeterli hayvan olmadığı kanaatine nereden varılıyor?

Hayvan sayısının azaldığı söyleniyor. Zamanla yapılan çalışmalarda sığırda azalmanın az, fakat koyun ve mandada ise çok daha fazla olduğu tespit edildi. Bunlar devletin güncel belki de güvenilir olmayan kaynaklardan elde ettiği bilgiler. 10 milyon hayvanın nerede ve kimde olduğunu tespit etmek çok zor. Bu nedenle ithalat konusu gündeme getirildi. 10 milyon hayvanın 15 milyona çıkması istenebilir, buna birşey demiyoruz. Ama bu hayvanlardan biz süt üretiyoruz, hayvansal gıdaları üretiyoruz. 'Türkiye'nin süt üretimi yetersiz bu yüzden hayvan ithal etmemiz gerekli' denirse onun tartışılması gerektiğini düşünüyoruz.

 

Süt üretiminin yetersizliği ithalatın başlaması için önemli bir nokta...

2 yıl öncesine kadar süt bulamadıklarını söylüyorlardı. Biz de sütün olduğunu ama kayıt altında olmadığını söyledik. Türkiye'de elde edilen sütün yüzde 30'u sanayide kullanılıyor. Geri kalan yüzde 70'i ailelerin kendi ihtiyaçları için, sokakta satılıyor ya da merdivenaltı üretimde kullanılıyor. Kalite konusunda bazı sıkıntılar var. Biz de beraber çalışma önerisini getiriyoruz. Sanayicinin tabiriyle beyaz ne bulursa alınmaması gerekiyor. Ama sütün az olduğu dönemlerde bunu yapıyorlar. Onlara büyük iş düşüyor. Her gelen süte aynı fiyatı vermemesi gerekiyor. İçerisindeki bakterinin durumuna göre, sütün kalitesine göre bir fiyatlandırma yapılması gerekiyor. Fakat bunu yaptıklarını görmedik. Çalışmalarımızı kendimiz yaptık. Sonra kaliteli süt olduğunu ve gelip almalarını söyledik ama almadıkları için fiyatlar 80 YKr geriledi.

 

Amaç fiyatları düşürmek mi demek istiyorsunuz?

Süt fazlalığı var deyip fiyatları düşürdüler. Burada samimi olmadıklarını söylemek istiyorum. Elimizde süt vardı ve almıyorlardı. Kamuoyuna da süt yok imajı çiziyorlardı. Pazara göre hareket ediyorlar. Pazarda sütü satabiliyorlarsa alabiliyorlar, satamıyorlarsa almıyorlar. Biz sanayicinin ne kadar ihtiyacı varsa o kadar sütü kendilerine temin edebiliriz. Bunu da söylüyoruz.

1993'e kadar ülkemizde SEK diye bir kurum vardı. Devletindi. 1993'te özelleştirildikten sonra üreteci sanayiciyle karşı karşıya kaldı. Sanayi sütü almıyorum dediğinde bizim yapabileceğimiz hiç birşey yok. 2 yıl önce bunu yaşadık. Marttan itibaren bazı yerlerde süt bırakmaya başladılar. Önceden SEK vardı ve devreye giriyordu. Sütü alıp fiyatları da kontrol edebiliyordu. Şu anda böyle birşey yok. Sanayici fiyatları 80 kuruş düşürdüğü zaman benim yapabileceğim hiçbirşey yok. Fiyatların yüksek olduğu dönemlerde üretici hayvanlarına sahip çıkıyordu. Fiyatlar düştüğü zaman ise hayvanlarını kesiyor.

Gelişmiş ülkelerde bu durum nasıl işliyor?

En liberal ülkelerde bile devletin kontrolü altında. ABD'de 140 baş ve altında hayvanı olan işletmelerin fiyatları devlet tarafından garanti ediliyor. Ayrıca genelde gelişmiş ülkelere baktığımızda sütü işleyen tesisler üreticiye ait. Avrupa Birliği'ndeki (AB) ülkelere baktığımızda yüzde 99'ında süt toplama ve işleme işlemleri, üreticilerin örgütleri tarafından yapılmaktadır. Bizdeki sıkıntı bundan kaynaklanıyor. Benim kendi örgütüm bu sütü alıp işlemiyor. Hollanda'ya baktığımızda sütü yüzde 88-89'unun üreticilerin sahip olduğu ticari işletmeler alarak değerlendiriyor. Devlet de bunları bu şekilde destekliyor. Piyasadaki oynamalara karşı hem üreticiyi koruyor, hemde tüketicinin kaliteli ve sağlıklı ürünü uygun fiyattan tüketmesini sağlıyor. Önceden SEK de bizdeki durumu kontrol edebiliyordu.

 

Avrupa'dakine benzer bir tesisleşme projeniz var mı?

Bir çalışma yaptık. Genel kuruldan geçirdiğimiz taktirde SEK'in regülasyon vazifesini yapabilecek şekilde piyasadan süt almaya geçecek bir tesisleşme projemiz var. 500 bin ton kapasiteli olarak düşünüyoruz. Mevcut kaliteli sütün yüzde 10'nu piyasadan çektiğimizde zaten otomatik olarak regülasyon vazifesini yapacaktır.

AB'ye girerken de bizim işletmelerimizin ayakta kalacağına inanıyoruz. Aile işletmelerini AB'ye hazırlamak gerek. Sanayicinin istemiş olduğu sütü verebilmek için birçok işletme ve birçok kooperatif sabit sağım ünitesini ve soğutma tanklarını aldılar. Sanayiciye istemiş olduğu kaliteli ve sağlıklı sütü sunuyoruz. Ancak sanayiciyle aramızdaki problemi halledemedik. Söylemek istediğim sanayicinin kendine göre bazı tavırları var. Biz bu düşünce doğrultusunda hareket ediyoruz. Sanayiciler "Biz kaliteli süt bulamıyoruz dışarıdan hayvan gelsin" diyor. Hayır efendim dışarıdan hayvan gelmesine gerek yok içeride 11 milyon ton süt vardır ve benim üyelerim bu sütü size vermeye hazırdır.

 

Hayvan ithalatına ihtiyaç olmadığını düşünüyorsunuz, gerekçeleriniz neler?

Sanayici şunu söylüyor: Ben işletmeyi kurdum hayvan bulamıyorum. İşletmeyi kurarken ya da TİGEM arazilerini satın alırken Türkiye'de hayvan ithalatının yasak olduğunu bilmiyorlar mıydı? Hayvan ithalatı şuanda Uruguay'dan, Avustralya'dan ve Yeni Zelanda'dan yapılabiliyor. AB ülkelerinin hiçbirisinden artık ithalat yapılamıyor. Bu bir gerçek. Bu gerçekleri biliyorsunuz, bir yatırım yapıyorsunuz ve ondan sonra "Ben işletmemi kurdum ve AB'den deli danalı hayvanları ithal etmek istiyorum, ithalat yapmazsam zarar ederim" diyorsunuz. TİGEM arazilerini ihalesine biz de teklif verdik. Ben ithalatın yasak olduğunu düşündüğüm için o arazilerin ve o işletmelerin karlı olmadığını düşündüm ya ihaleye girmedim ya da belli bir fiyat verdim ve orada kaldım. Ama siz teklifleri yükselttiniz, düşündünüz ki ben ithalatı açtırırım, bana ithalatı açma sözü verdiler, eğer böyle birşey varsa bu ihaleler iptal olmak zorunda. Çünkü eşit şartlarda yarışmadık. Çünkü ben ithalatın yapılacığını bilmiyordum. 

 

İthalat başlarsa ne olur?

Bunu 1985'te yaptılar. "5 bin hayvana ihtiyacımız var" dediler, 280 bin hayvan ithal edildi. O 280 bin hayvan şu anda yok. Süt fiyatları düştü ve bir kısmı kesildi. O dönemde ben hayvanlarımı satamadım. Hiç unutmuyorum 1994'ün yılbaşında bakıcının parasını ödeyemediğimiz için bir tane dana vermek zorunda kaldım. Babam bana besihanenin kapılarını açmamı söylüyordu. "Aç kapıları yoksa bu hayvanlar seni yiyip bitirecek" diyordu. Ama elimizde pamuk vardı, mısır vardı, buğday vardı ve ben ayakta kaldım. Ama o dönemde benim gibi imkanları olmayan pek çok yetiştirici hayvancılığı bıraktı.

Biz 2023'te neler olabileceği çalışmasını yaptık. Bizim üyelerimizin 2023'te 120 bin civarında olacağını tahmin etmekteyiz. Sanayiciler de olacaktır ama 3-5 bin başlı işletmeler tamamen hayaldir. Olacaktır buna karşı değiliz. Ama ülkedeki hayvancılığı yüzde yüzünü bin başın üzerindeki işletmelerin yapması mümkün değildir. Dünyada böyle bir örnek yoktur.

 

SEK ve EBK faaliyete geçip, piyasayı regüle etsin

SEK'in özelleştirilip piyasadan çıkmasının sadece üreticinin değil, tüketicinin de zararına oldu belirten Mehmet Sedat Güngör, bir süt konseyinin kurulması gerektiğini belirtiyor. Avrupa'da süt fiyatlarıyla ne sanayici ne de üreticinin oynayamadığını kaydeden Güngör, "Üreticiler de sütlerini 2-3 sene sonra ne kadara satabileceklerini bilirler. O na göre de üretim yaparlar. Sanayicide alacağı sütün fiyatını bilir sizde tüketici olarak tüketeceğiniz sütün fiyatını bilirsiniz. Bu piyasa düzeni oralarda kurulmuştur. Devlet tekrardan SEK ve EBK gibi kurumlarla bunu sağlayabilir veya içinde sanayicilerin, üreticilerin olduğu bir süt konseyi kurarak, süt fiyatlarıyla ilgili çalışmalar yapması gerekiyor" diyor.

 

Eker'in hayvan ithalatına niyeti yok

Türkiye'de hayvan ithalatına izin verileceğini düşünmediğini kaydeden Mehmet Sedat Güngör, "Açıkça söylemek gerekirse izin verileceğini düşünmüyoruz. Tarım Bakanı Mehdi Eker'in böyle bir niyeti olsaydı şimdiye kadar çoktan gerçekleştirirdi. Tarım Bakanımız da veteriner olduğu için BSE'nin ne demek olduğunu, hayvan hastalıklarının ne demek olduğunu, hayvancılığın ne demek olduğunu bildiğini düşünüyoruz ve böyle bir kararın altına da imza atamayacağını düşünüyoruz" diye konuşuyor.

 

Haber: Emine İnce-Aytaç Nallar

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=68071&ForArsiv=1

Tüm Haberler
 BİZE ULAŞIN
ADRES :
Fatih Mahallesi 1101. Sokak No:7, Efeler / AYDIN, TÜRKİYE
Konumu Göster
TELEFON :
0 (256) 211 30 14
FAKS :
0 (256) 211 40 09
SOSYAL MEDYA :
https://twitter.com/ADSYB_
 ADSYB DÜVE İŞLETMESİ
ADRES :
Alamut Mah. Alamut Sokak No:884, 09760 Bozdoğan / AYDIN, TÜRKİYE
Konumu Göster